DUR..! DÜNYANIN DAMARLARI ABD, İSRAİL VE İRAN TARAFINDAN BOMBALANIYOR......
Modern savaş artık şehirleri değil, dünyanın akış sistemini hedef alıyor.
Roketler ticaret rotalarını, sigorta sözleşmelerini ve güven zincirini de
patlatıyor.
Füze savaşları sistemi ve akışı felç eder. Akış kesildiğinde medeniyetler bir anda yıkılmaz. Yavaş yavaş nefessiz kalır. Artık şehirler değil sistemler hedef alınıyor.
Bugün İran ile İsrail arasında yaşanan çatışma yalnızca iki devletin askeri kapasitesinin sınandığı bir mücadele değil. Daha büyük bir şeyin provasıdır. Modern dünyanın dolaşım sistemine yönelmiş bir baskıdır. Çünkü bugünün dünyasını bir şehir gibi düşünmek yanıltıcıdır. Dünya bir dolaşım sistemi gibidir.
Petrol onun kanıdır. Dünya petrolünün beşte biri Hürmüz Boğazı’ndan geçiyor. Veri siniridir. Küresel internet trafiğinin büyük kısmı deniz altı kablolarına bağlı. Lojistik damarlarıdır. Kredi oksijenidir.
Bir kalp krizi gibi. Kalp krizi geldiğinde şehir yıkılmaz. Ama hayatın ritmi bozulur. Bugünün dünyasını ayakta tutan şey şehirler değil akışlardır: petrol akışı, veri akışı, ticaret akışı, kredi akışı, insan akışı. Dünya ticaretinin %90’ı deniz yollarından akıyor. Dünya ticaretinin omurgası deniz yollarıdır.
Bu akışlardan biri bile aksadığında modern medeniyetin ritmi bozulur. Ve savaşın gerçek cephesi çoğu zaman haritada görünmez.
Bir petrol tankerinin boğazdan geçip geçmemesi tek başına belirleyici değildir. Asıl mesele o gemiyi kimin sigortaladığıdır. Modern ticaret bazen silah sesleriyle değil sözleşme maddeleriyle durur. Savaş başladığında ilk yükselen fiyat petrol değil sigortadır.
Bir gemi yüzebilir. Motoru çalışabilir. Mürettebatı hazır olabilir. Ama sigorta şirketi o gemiyi korumayı reddederse o gemi ekonomik olarak zaten batmıştır. Bu yüzden modern savaşın ilk kurbanı çoğu zaman petrol değil güvendir. Güven ortadan kalktığında ticaret yalnızca yavaşlamaz. Donar.
Modern ekonomiler çoğu zaman yoklukla değil gecikmeyle çöker. Petrol bitmez. Geç gelir.
Tanker rotaları uzar. Sigorta maliyetleri patlar. Limanlar yavaşlar. Rafineriler farklı kalite ham petrol almak zorunda kalır. Raflar boş kalmaz. Ama her şey daha pahalı ve daha geç gelir. En tehlikeli enflasyon tam da burada doğar: sessiz, sinsi ve zincirleme.
Geçmiş yüzyılın savaşları fabrikaları bombalardı. Bugünün savaşlarında hedef değişti. Veri merkezleri. Havaalanları. Liman yazılımları. Finans ağları.
Çünkü modern ekonomi petrol borularından çok fiber kablolarla çalışır. Bir veri merkezi devre dışı kaldığında yalnızca internet kesilmez. Ödeme sistemleri aksar. Rezervasyon ağları çöker. Tedarik zinciri planlaması bozulur. Bankalar işlem yapmakta zorlanır.
Enerji şoku savaşın en hızlı hissedilen etkisidir. Enerji kesildiğinde ekonomiler durur. Ama en kalıcı sonuçları çoğu zaman gıda tarafında ortaya çıkar. Çünkü gübre üretimi, lojistik, sulama ve tarım makineleri enerjiye bağlıdır.
İlk aylarda herkes petrol fiyatını konuşur. Savaş çoğu zaman cephede değil mutfakta hissedilir. Bir süre sonra markette fark edilen şey başka olur: alışveriş sepeti aynı kalmıştır ama fiş büyümüştür. Tarih defalarca gösterdi ki hükümetler çoğu zaman petrol fiyatıyla değil gıda fiyatıyla zor durumda kalır.
Bugün sık sorulan sorulardan biri de şu: Amerika bu bölgede bir bataklığa saplanır mı? Fakat modern çağın bataklığı tankların gömüldüğü çamur değildir. Çok daha sessiz işler.
Sürekli açık tutulmaya çalışılan ticaret yolları. Bitmeyen caydırıcılık operasyonları. Yükselen enerji faturaları. Piyasaları sakinleştirmek için yapılan müdahaleler. Bu tür bir yıpranma bir ordunun değil bir sistemin dikkatini ve kaynaklarını tüketir.
ABD–İran–İsrail savaşı iki yıl sürerse haritalar belki büyük ölçüde aynı kalabilir. Büyük savaşlar çoğu zaman dünya liderliğini de değiştirir.
Ama dünya değişir. Enerji, gıda pahalılaşır. Güven zedelenir. Ticaret yavaşlar. Toplumlar gerilir.
Ve modern çağın en büyük korkusu başlar: her şey çalışıyor gibi görünür.
Ama sistem çoktan yavaşlamaya başlamıştır.
Çetin Ay
BWA Başkanı